Bölgesel Zayıflama: Sadece Belli Vücut Bölgelerini Zayıflatmak Mümkün mü?

Zayıflama, Vücut Genelinde mi Yaşanmak Zorundadır?


Bölgesel Zayıflama: Sadece Belli Vücut Bölgelerini Zayıflatmak Mümkün mü? Zayıflama, Vücut Genelinde mi Yaşanmak Zorundadır?

İnsanların büyük çoğunluğu, vücutlarının belli bir bölümündeki fazla yağlanmadan şikayetçidir; hatta bu yazıyı okuyorsanız, belki siz de bundan şikayetçisinizdir. Özellikle günümüzde sürdürülen düzensiz beslenme alışkanlıkları sonucunda, "Her şey iyi de şu göbeği nasıl eritebilirim?" ya da "Şu basenlerim gitse yeter!" gibi şikayetleri daha fazla duyar olduk. Peki gerçekten sadece spesifik bölgeleri hedef alarak zayıflamak mümkün müdür? Yani gerçekten "bölgesel zayıflama" diye bir şey var mı, yoksa zayıflama vücut genelinde olması gereken bir yıkım süreci mi?

Vücudun Sadece İstenilen Bölgesi Zayıflatılabilir mi?

Kısa cevap verecek olursak: Hayır, bölgesel zayıflama diye bir şey bilimsel olarak yoktur. Vücudumuzun sadece bir bölümünün yağ kaybetmesi ve istenilen şekle girmesi fikir olarak harika görünse de bilimsel çalışmaların kanıtları bu yargıyı pek desteklememektedir. Bunu daha iyi anlamak için yağların nasıl depolandığına, daha önemlisi nasıl yakıldığına bakmamız gerekir.

İnsanların vücutlarının bazı bölgelerinde diğer bölgelere göre daha fazla yağ depolandığı bilimsel bir gerçektir. Çünkü bazı bölgeler gerçekten de yağ depolamaya daha müsaittir. Bu müsaitlik durumu; kişinin yaşına, cinsiyetine, genetik kodlarına ve yaşam tarzına göre değişmektedir. Örneğin kadınların vücutlarındaki yağ yüzdesi erkeklerinkinden fazladır ve kadınlar fazla yağı kalçalarında ve uyluklarında depolamaya daha yatkındırlar (özellikle de çocuk doğurma dönemlerinde). Daha sonra, menopoz öncesinde ve menopoz dönemlerinde hormonal değişimler, bu fazla yağın bel çevresine yayılmasına yol açabilir. Aynı şekilde erkekler de bütün hayatları boyunca fazla yağı bel bölgesinde depolamaya yatkındırlar.

Vücudumuzda depolanan yağlar, trigliserid formundadır. Bu trigliseridler serbest yağ asitlerinden ve gliserolden oluşmaktadır. Herhangi bir enerji gereksiniminde (ki bu gereksinim egzersizden ya da yetersiz kalori alımından gerçekleşebilir), bu yağlar parçalanarak serbest yağ asitlerine ve gliserole dönüşerek, kan dolaşımına katılır. Yağ asidi ve gliserol de kas hücreleri tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır.

Buradaki asıl önemli nokta, kan dolaşımına katılan bu moleküllerin nereden geldiğinin bir öneminin olmamasıdır. Yani sizin kalçanızı zayıflatmak için yaptığınız egzersiz, kolunuzdaki yağların yakılmasına neden olabilir.

Bunu gösteren bilimsel çalışmalardan birinde 24 katılımcı, 6 hafta boyunca karın bölgesini hedef alan egzersizler yapmıştır; ancak 6 hafta sonunda katılımcıların hiçbirinde bel çevresindeki yağın azalmadığı görülmüştür. Bir diğer çalışmada ise 104 katılımcıdan oluşan bir grup, 12 hafta boyunca dominant olmayan kollarını hedef alan egzersizler yaptılar. Sonuçta araştırmacılar, katılımcılarda genel bir yağ kaybının olduğunu, ancak bu kaybın sadece çalışılan koldan olmadığını tespit ettiler.

Bölgesel zayıflamayı destekleyen çok az sayıda bazı bilimsel çalışmalar bulunmaktadır. Bunlardan biri, sadece 10 kişi üzerinde yapılmıştır ve çalışan kaslara yakın bölgelerde daha fazla yağ kaybı olabileceğini göstermiştir. Ancak belirttiğimiz gibi bu çalışmaların sayısı azdır ve katılımcı sayısının kısıtlı olduğu, küçük örnek gruplar üzerinde yapılmıştır.

Sonuç

Sonuç olarak bölgesel zayıflama diye bir şey bilimsel olarak geçerli olmasa da bir bölgedeki kas gruplarını çalıştırarak o bölgedeki kasları şekillendirmek mümkündür. Spor aleti üreticileri hala bölgesel zayıflamanın mümkün olabileceğini söylese de bahsettikleri şey gerçek anlamda bir bölgesel zayıflama değildir.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski